16 Ağustos 2010 Pazartesi

Yaşamayı seviyorum ama ölmekten de korkmuyorum

Son zamanlarda dinlediğim güzel bir Dido şarkısı. Kendimce sözlerini Türkçe'ye çevirdim. Hislerimi tarif ettiğini düşünüyorum. Hem güfte hem de beste olarak. Demet Akalın vari sözlere sahip gibi duruyor gerçi en başında; hani pardon adın neydi hatırlamadım şarkılarında olduğu gibi. Ama bir farkla; burada güç aldığın nokta karşındakinin seni terk etmiş olması değil, burada güç senin özbenliğinde yatıyor. Varoluş savaşını tek başına verdiğini hatırlatıyor gibi. Ritimleri seni yalancı değil, gerçek bir dayanma, hatta dayanıklılık gücüne itiyor. "Burdayım" diyor insan, "Bir yere gitmedim ben".
Kalkanlarım ya da zırhlarım her neyse bir kenara bırakmaya karar verdim. Çünkü ben artık savaşmıyorum. Savaşın ne kadar saçma olduğunu anlamam için bu yaşa gelmem gerekiyordu sanırım. Bunun yaşla da bir ilgisi yok gerçi. Bu, olgunlaşma süreci. Bu, kendinle barışma ve akabinde tüm insanları affetmenle ilgili. Bu, yaşamak dediğin bardağın dolu tarafından bakmayı öğrenme süreci.
Ben şimdi o bardağın içip boşalttığım tarafına değil, yudum yudum ve artık tadını alarak içeceğim kısmına odaklandım.
İlk yudumu aldım bile.