19 Ağustos 2010 Perşembe

Gün

Diyorum ki gün bugün denizin üzerinde batsın. Işıkları süzülürken dalgaların hafifliğinde, tam o anda bir balıkçı takası geçsin sakince. Gök yer yer bulutlu, yer yer açık olsun. Güneşin son demleri arada göz kırpsın bulutların ardında, "yeniden geleceğim ki ben" der gibi... Yedi ışık yaysın güneş denizin üstüne. Yedi farklı nokta olsun deniz üstünde, yedisinin de altında başka balık olsun. Tüm balıklar neşeyle yüzsün, ben uzaktan izleyip gülümseyeyim. Gülüyorum çünkü denizler altını da görebiliyor yüreğim. Serin ve az tuzlu bir açık denizin suyunu görebilmek için göze değil, yüreğe ihtiyaç var derdi hiç tanımadığım büyük büyük babam. Tanımadığımdan belki de, çok severim O'nu hep. Takanın içinde gidiyorken el sallıyor bana uzaktan. Ben bakıyor gülümsüyorum; yedi ışığın altındaki yedi balığa emanet ediyorum O'nu. Balıklar neşe içinde, ben neşe içinde, deniz huşu içinde, günü böylece batırıyoruz denizler içinde. Gün biterken ben keşke bulutlarda otursam. Ve yüreğim deniz kadar serin olsa. Az tuzlu. Evet. Keşke.