9 Eylül 2011 Cuma

dört

dört mevsimin dördünün de yaşandığı ülkelerden birinde, dört başı mamur demeye dört şahit isteyen bir aşktı bu. ne yürek sancısı, ne iç acısı, ne can yangısı ne de keskin bir tat bıraktı giderken.

yaz gibiydi biraz. aynı mevsimin farklı coğrafyalarda bambaşka şekillerde yaşanması gibiydi. birine sorsan "nemli" derdi; "ılıman" derdi öteki. beriki konuşmaz, susardı; rüzgarsız, çorak iklimlerin kurak yaz akşamlarından dem vurarak.

bir yerde dört mevsim olabilmesi için her mevsimin zamanını doldurması gerekirdi. Bazen geldiği gibi gittiği de olurdu mevsimlerin, uzun uzun kaldığı da. "Gitmek gibisin." derdi bazen; kalmamı istercesine. Oysa kendisi çabucak geçen bir yaz mevsimiydi; ne nemli, ne ılıman ne de kurak.

Gökten dört elma düştü bu sefer;  her biri bir mevsime. Giden yaz gibi, elma da çabuk bitti.

Bu hikaye de aldı başını, uzak mevsimlere gitti.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder