26 Nisan 2011 Salı

ağaç olsaydım.

büyümek, köklü bir ağacın niçin yerinden hiç ayrılmadığını anlamakmış.
büyümek istememek ise, o ağacı serin rüzgarlara doğru yürüyerek terketmeyi göze almakmış.

kimi zaman ağacı hatırlarım. onu saygıyla, çoğu zaman da sevgiyle anarım. bazen özlerim ama özlememiş gibi yaparım. böyle zamanlarda boğazıma bir acı düğümlenir; belki biraz ağlarım.

yürüyüp giderken, o ağacın dallarına konan kuşların neşeli cıvıltısını niçin duyamadığımı hatırlarım. rüzgarın çekici sesi, uzakları taşırdı bana; hep, uzaklara dalardım. 

şimdi bazen, oturuyorum bulduğum ilk ağacın altına. ya kargalar sarıyor çevremi ya da yumurtadan çıkan yavru kuş sesleri. bana da yürüyüp gitmek düşüyor; her zaman ve ilkinde yaptığım gibi. 

şimdi dönsem o ağaca ve sorsam; "ben yürürken niye dur demedin?"

demez mi bana;

 "sen ağaçları hiç sevmedin;

sevmedin..."