28 Mart 2012 Çarşamba

hikaye

bu acıklı bir aşk hikayesi olmayacak sana yazdığım.
dokunaklı belki, içli biraz; yüreğine dokunacağım çok az.

Aşk nedir diye soracaksın belki,
hakkın var;
kim bilmiş aşkı da ben bileyim,
kim bulmuş aşkı da ben bulayım.
sahi ya sen bildin mi?
peki ya buldun mu? 
hiç buldum sandın mı?

bu hikaye sevdalı az biraz.
belki de sevdadan öte, durmaz.
kanat çırptı çırpacak kelebekler, bekleşmekte
yüreğin çıktı çıkacak ağzından.
az dur,
az bekle.

bekle sevdanın ayak seslerini,
karanlıklara yürüme.
belki bu hikaye acıklıdır biraz;

demediğim gibi,
bildiğinden öte.






25 Mart 2012 Pazar

kesit

Yaşam dediğin şu garip yer her kafadan bir sesin çıktığı, herkesin doğru bildiğini yanındakine dikte ettiği bir hayat platformu. İmgelerden ibaret sandığım ömrüm ise aslında üst üste koyduğum deneyimler, bilgiler ve ölen zamanlar bütünü. Aldığım her nefes beni sona doğru hızla yaklaştırırken, ben doğru düşünce kalıbına sahip olup olmadığımı bilmeden yitirip gidecekmişim gibi geliyorum ömrümü. Her tokatta oradan oraya savrulmayı marifet sayan zihnim, benimle sürekli oyun oynuyor. Uyarılıyorum; göz yaşlarıma hakim olmam –aslında yetişkin olmam- ve dik durmam için. Uyarılar yersiz değil. Hiç öğüt almamış ve tek başına savaşmış bir beyin-kalp-vücut bileşeni olarak savaşmanın nasıl bir şey olduğunu bilmiyor olmam benim suçumsa, bunu zaaflarıma ve belki de gereğinden fazla hassas olmama veriyorum. Bunun altına saklanıyor muyum? Bilmem ki… 

Aslında yanlışlarının arkasında bağıra çağıra ayakta duranlara özenmiyorum dersem, yalan söylemiş olurum...

7 Mart 2012 Çarşamba

kuyu

dipsiz kuyular çağırır beni şimdi
kuyunun başında bir telaşlı adam
telaşından adımı unutur, elinde bir kova su
çeker de bırakır kuyudan geri içeri

suda susuz kalırım
ıssızda sessiz kalırım
sende sensiz kalırım
seslenirim sesim çıkmaz 
yol biter
yersiz kalırım

yerim yok, yurdum yok
bağım yok, bağcanım yok
suyum vardı kuyular içinde
çekecek kovam yok

kova düştü kuyular içine
kuyu başında kurtlar içine
hep mi kötü kara günlerin
ben koyaydım güzelleri içine

kuyunun başında telaşlı bir adam
gergin
kızmakta içi içine

suyu kuyu içti
içimi derinler biçti.

yola düştüm bir yerlerden
yol yorgun, yolcu hasret...





5 Mart 2012 Pazartesi

gecenin tam üçünde

karamsarsın dediler, gerçekçiyim dedim. karamsarsın dediler, olabilir dedim. kabul etsem yeri vardı ya, duramadım. 

yılların itinayla biriktirdiği sancıların gölgesiymiş karamsarlığım; güneş ne zaman vurmaya çalışsa, gerçeğime yansımış. gerçekçiliğim karamsarlığıma karışmış; sesimi duyan beni yanlış anlamış. 

rüyalarıma karıştı gerçekliğim. öyle bir süreç ki bu, gerçekleri ayıklar oldum uyanıklığımdan. ne zaman uyku bassa, göresim gelmiştir iyimserliğimi. orada bile rahat vermez karanlıklarım, bir kabustur alır beni.

bilirim geçer tüm geceler. diken gibi batsa da dikilir önüme gerçekler. tam da karamsarlığıma boğulmuşken ben, alır  beni gündüzün uyanacağı gerçeği. uyanır ben uyumadıkça. yaşadıkça da uyanacak, belli. 


bir gül biter içimde,
gecenin tam üçünde. 


bir gün biter içimde,
gecenin tam üçünde.