31 Mayıs 2012 Perşembe

insan olma hali

çok düşünürüm genellikle. bu düşünmelerin sonu bir yere varır mı bilmem ama bazen yanlış yola saptığı oluyor. kendimce doğruluğuna inandığım bir gerçek, bir başkası için mümkünatı olmayan bir gerçek dışılığa işaret ediyor bazen. duygularım da öyle. zaten ben genellikle duygularımla düşünürüm. mantığımın beni nereden kavradığını anlayamayan, kalbinin sınırlarını bilmeyen, mantığım sandığım yürek duvarlarımı görmeyi beceremeyen bir insanım neticede. ama insanım işte. yanlışımla da doğrumla da insanım. herkes gibi. oldukça sıradan ama aynı zamanda bir pink floyd şarkısı kadar da özelim, sıradanlığımız kadar. 

bugün kadar özel. 
ve bugün gerçekten güzel. 

7 Mayıs 2012 Pazartesi

bir ev ve onun sahibi

bir ev varmış, kocaman. içinde sevinçler, hüzünler taşımış. sahibinin yüreğini saklamış içinde, pamuklara sarmış. bir gün bu kocaman evin kapısını çalmış bir başka yüreğin sahibi.  kimden kaçtığını bilmediği bir yaşamdan uzağa gitmek istermiş de gözüne bu kapı ilişmiş. vurdukça kapıya sahibinin yüreği atmaya başlamış hızlı hızlı. ev almış onu içeri, saklamış. yabancı kah içerde oturmuş alevlerin başında, kah çıkıp koşmuş soğuk yağmurlara. ama  hep dışarıları seyretmiş; güven dolu bu evin pencereleri de kendi gibi kocamanmış çünkü. 

sıcacık olmuş ev. günler geçtikçe ısınmış bu yabancıya. sahibinin kalbi atmasa bu kadar, güvenmediğinden olsa gerek belki, dışarı atarmış onu ama becerememiş. her gün başka doğmuş güneş. bir gün bulutların ardında, bir gün ışıldayarak. pencerelerinden tanıdığı hayat ve o yabancı yetiyormuş onlara. mutluymuş ev ve onun sahibi; bulutlara rağmen güneş hep oradaymış çünkü.  


fakat bir gün... güneş doğmamış. her yer karanlık, zifiriymiş. kaybolmuş güneş ve yabancı. güneş tutulmuş o gün ve yabancı çok uzaklara kaçmış. sanki güneş giderken yabancıyı da alıp gitmiş. önceleri inanmamış kocaman evin sahibi buna. geri gelir sanmış ama yabancı bir daha  geri dönmemiş. pencerelerinden usulca izlediği hayatmış meğerse özlemi, eve dönüp bir kez olsun bakmamış. o zaman farketmiş ev tüm gerçeği; meğer o yabancı kalp, sahibinin kalbini hiç bilmemiş. onu hiç sevmemiş. 

o gün bugündür o ev hiç ısınmamış. kapıyı da kapatamamış. belki o yabancı geri gelir de kapıyı kapalı görürse diye korkmaktaymış çünkü. o zamandan beri açıkmış tüm kapılar. beklemiş, beklemiş... evi de bırakıp gidememiş sahibi. nereye gittiyse yanında götürmüş. içeriye soğuk ala ala dolaşmışlar birlikte. 


gel zaman git zaman üşümüş kocaman evin sahibi, "hadi" demiş eve dönüp; "Hadi artık yakalım seni birlikte". Sürekli üşüyen kalbi ağırlamış, atmaz olmuş. Sevmeyi unutmuş. Kapılardan korkarmış artık, çalmayan kapının varlığından yorulmuş. ev de son bir umut  dönüp bakmış açık kapıdan dışarı; ne gelen varmış, ne giden...


 "Tamam" demiş; 

"Yanarak ölmek, donarak ölmekten iyidir."