22 Eylül 2017 Cuma

Anladım

En sonunda anladım
Ne demek istediğini
Beni neden sevdiğini
Neden gittiğini
Neden bittiğini
Hepsini anladım

Yüreğim tebessüm yüklü
İçim çok aydınlık
Kuşlar uşuyor dört bir yanımda
Elimi dokunsam şifa
Bir sözüm her derde deva
Sen beni iyi tanımışsın meğer

İyi ki gitmiş
İyi ki bitmişsin
İyi ki korkmuş
İyi ki kaçmışsın

sen gitmesen ben olmazdım.
burada durmazdım.
Duramazdım.

gittiğin yerde kal.
Gelme.



13 Eylül 2017 Çarşamba

Başkası

Hatıralarla yoğrulduğumu az çok bilirsiniz.
Hatta bazen fazla kaçırıp içimi bozduğumu da.
Olsun.
En azından bugünlük olsun.
Ne özlediğini bile bilmeden eskiyi özleyenlere selam olsun bugün.

Ben eksik yazacağım. Bir başkası, Can Güngör, fazlasıyla yazmış zaten:

"Tutunmak Nasıl Da Güçleşti
Uçuşup Dururken Yerle Birleştim
Cuma Günü Her Yer Alev Sokak Harlı
Bense Soğuk Beyaz Şarap Tadı
Ah Aklımda Silik Düşler
Geriye Geriye Dönüşler Var
Devrimimin Ortasından Ta En Başa Kaçışlar Var
Tütün Sarmaya Yorgun Ellerim Kimi Nasıl Sarar
Boğazımda O Bozuk Tad Otomatik Sigaralar
Her Şeyden Düşüp Gitmek Bambaşka Bir Uyanışa
Ama Şimdi Bu Ev Var Kediler Var… Kediler Var
Ah Aklımda Silik Düşler
Geriye Geriye Dönüşler Var
Devrimimin Ortasından Ta En Başa Kaçışlar Var
Bir Elimde Telefon Üstünde Adın Yazar
Düşünürüm Seni Zaman Gelir O Resmini
Kışın Biriydi O Kaç Parçaya Bölünmüştük
Yalnızlıklarımıza Sarılıp Nasıl Da Üşümüştük
Ah Aklımda Silik Düşler
Geriye Geriye Dönüşler Var
Devrimimin Ortasından Ta En Başa Kaçışlar Var"

Dinlemediysen çok şey kaçırdın demektir: https://youtu.be/UZWfDRybnj8


11 Temmuz 2017 Salı

366. Gün

Yaşın hala 19. 

16 sene önce bugün, Haluk Levent konserine gitmiştik.
İlk defa.

Sana tişört almıştım hediye. Siyah.
İlk defa korktum hediyemi beğenmezsen diye.

Mora yakın pembe bir body giydim o akşam.
İlk defa zayıf oldum bu kadar; hem ruhen hem bedenen.

Sonra, ilk defa makyaj yaptım.
Ellerim titredi, ben yapamadım da dayım yaptı hatta, hem de balkonda.

İlk defa bara gittim.
Hani herkes 18'di ya o yaz, o gün işte, 16 sene önce bugün yani.

Son defa değil belki ama
İlk defa çok sevdim.

Sonra sen gittin.

İlk defa bu kadar çok ağladım.
Günlerce, gecelerce, aylarca, yıllarca ağladım.

Hala da ağlıyorum bazen.

Tam 15 sene oldu;
Sen bugün doğdun.


İyi ki doğdun.

Yaşın hala 19.

ama ben 34 oldum...



(Dinleyebilseydin çok severdin eminim: https://youtu.be/PUiNB0UFwJM) 

28 Haziran 2017 Çarşamba

Çiçek

Sen bilir misin neden hep çiçek çizer insan?
Sapı eğri
Kendi doğru

Sen bilir misin ne demek kabuğunu yırtamamak
İçi içine sığmamak
Yerinde duramamak
Kendine seçtiği rolleri oynarken gün aşırı
Kendine kaldığında yok olmak

Sen bilir misin ne demek oyun oynamak
Her gün bir sonraki güne benzerken
Aslında günden güne solmak
Kendinden geçtiği günlere inat
Kendine geldiğini anlamak

Sen bilir misin ne demek uykulardan uyanmak
Zehir gibi geçmişinin prangaları
Katrana bulanmış yüreğinin hala atışı
Kendine biçtiği geleceğe yürürken
Kendinden içtiği litrelerce hayali ezip geçmek

Sen bilir misin neden hep çiçek çizer insan?
Sapı eğri
Kendi doğru

Sen bilir misin neden hep korkar insan?
Çünkü
İnsan bu
Kendi doğru olsa da
Sapı eğri
Kökü çürük
Kökü bozuk.

İşte hep bundan çiçek çizer insan.
Hadi gel de kopar beni köklerimden.


(Bunu dinle: https://youtu.be/KwcRm33Wz48)

29 Mayıs 2017 Pazartesi

Benden Öte, Benden Ziyade

Öyle anlar var ki "artık bitti" dersin ya
bitmez aslında
Öyle hayatlar var ki "en kötüsü benimki" dersin ya
En kötüsü diye bir şey yoktur aslında
Hiç anlamadım gülmeyi kendine lüks görenleri
ya da ağlamaktan imtina edenleri
Her gün düştüm
Her gün yeniden kalktım
Bir gün bir de baktım
Aslında uçmaktayım
Düştü sandınız ya beni
Bir gün can bırakırsa bedeni geride
Ancak o zaman bu beden düşer toprağa
Belki bir cemre
Belki bir damla yaş
Belki bir gökkuşağı olur yeniden doğarım
düştüm sandığınız yerden geri
İşte böyle bir şey insan olmak
Oysa ne zor İnsan olamayanlardan olmak
Bak gözüme
Ta içine
Zordur kendini kandırmak
Kendini kendinle aldatmak
Bir zamanlar isterdim ki yol yakınken dön
Dönmeyenlerden olma
Halbuki beyhude bir uğraş
Dönemeyecekleri döndürmeye çalışmak
El istemeyene el uzatmak
Herkes yerinde sağ
Yolunda sağ
Sonunda sağ
O sebepten derim ki
"Bana uzak,
Bana ırak,
Benden ötede"
Yani bir ben var ki artık bende
"Benden öte, 
Benden ziyade"
Uğurlar olsun.



10 Şubat 2017 Cuma

Keşke

Bugün burnum bir değişik sızlıyor.
Boğazımda bir şey düğümleniyor.
Susmak acıtıyor beni.
Bugün geçmişten bazı dostlara söyleyemediklerim büyüdü içimde.
Bir değil, birden çok isim var. Hepsi uzakta, hepsi ayrı hayatlarda. Kimini hiç görmüyorum, kiminin belki bazen sesini duyuyorum, çoğu da iki kelimenin belini büküyor benimle mesaj ile - hiç yoktan iyidir. Midir?-
Şeytan ara ara dürter beni.
Yazsana içindekileri.
Özledim desene.
Cevap, karşılık beklemeden.
Sadece ölmeden önce son kez konuşup, vedalaşmak gibi.
Seviyorum desene.
Her şeye rağmen, aklımdasın, yüreğimdesin desene.
Susmasana.

Ben hep çok konuştuğumdan sustum bunca sene.
Hala da susmaktayım.
Bazen yoruluyorum.
Bugünse katlanamıyorum.
İçimde fırtınalar kopuyor.
Ah keşke...
Keşke böyle olmasaydı desene be,
Desene!




24 Ocak 2017 Salı

Hayret

"oysa ben hiç tanımıyorum seni. tek bir fotoğrafın var karşımda şimdi. bakıp bakıp gülüyorum, çünkü sen gülüyorsun. neden güldüğünü bilmiyorum, belki de fotoğraf çekiliyor diye gülmüşsündür. ya da.."

Bu yazıyı az önce buldum taslaklarda. Ne yazsam ki diye düşünürken çıktı karşıma. Ne için, kimi kastederek yazmak istediğimi, neden yazmaya başlayıp yarım bıraktığımı hatırlamıyorum. Çok uzun zaman oldu yazmayalı. Tekliyorum. Hayat çok değişik koşturmacalar verdi bana son yıllarda. Mesela bir kızım oldu, inanır mısın? Benim bir çocuğum var artık. Anne oldum ben. Hiç olamayacağım zannederdim çünkü, ondandır bu hayretim.

Bugün hayretler günündeyim. Bir şey ararken çok eskilerden maillere denk geldim mesela. Bu maili yazan ben miydim, bu cümleler benim miymiş diye şaşırdım. Yaşadığım hayata da şaşırıyorum aslında her gün. Önceki hayatımı düşünüyorum şu ana bakıp. Neler geçmiş başımdan diyorum. Yine şaşırıyorum. Bu hayret hiç geçmiyor bende. Benim farkındalığım sonradan gelişiyor. Şu anda bir şey oluyor mesela, benim onu farketmem bazen yıllar sonra oluyor. Bu yüzden hem çok can yaktım hem de çok canım yandı. Çok beceriksizmişim. Becerememişim yakmamayı da yanmamayı da.

Artık öyle yapmamaya, an'ın içinde yaşamaya çalışıyorum.
Ne yakmak ne de yanmak istiyorum.
Hayret edecek pek zamanım da olmuyor aslına bakarsan.
Unutmak, eskiyi yok saymak işime geliyor galiba.
Bu halime de şaşırırım belki bir gün.
Kim bilir?

(fonda Emre Aydın çalıyor. Ben açmadım. Kendi kendine çalıyor. Oysa ben Özge Fışkın'ın bir şarkısını dinliyordum. Buna da şaşırmaktayım şu an.
"Alem inansa sözüne ben inanmam" diyor. Acep bana bunu neden diyor. Tam da yazmayı bitirmiştim. Banan inanmıyormuş. İçim çok acıdı.)